Boşanma sürecinin en kritik konularından biri olan nafaka konusu, kadın-erkek ilişkileri arasında problem yaratmaya devam ederken, Elazığ 3. Aile Mahkemesi’nde görülen bir boşanma davasında ise davacı kadın boşanma talebinin yanında tedbir ve yoksulluk nafakası istedi.
Türkiye Gazetesi’nin haberine göre mahkeme, tarafların boşanmasına karar verirken, kadın lehine nafaka verilmesine karar verdi. Davalı erkeğin vasisi tarafından yapılan istinaf müracaatı, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince kabul edilmemesinin ardından dosya Yargıtay’a intikal etti.
Dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozarak, davalı erkeğin akıl hastası ve engelli birey olduğunu, çalışma gücü olmadığını ve bunun yanı sıra herhangi bir gelirinin de bulunmadığını belirledi.

KARŞI TARAFIN EKONOMİK GÜCÜ KADAR NAFAKA ÖDENİYOR
Kararda Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine atıf yapılarak yoksulluk nafakasının sadece karşı tarafın “ekonomik gücü kadar” istenebileceği ifade edilirken, bu koşullarda davacı kadın lehine yoksulluk nafakasına karar verilmesinin hukuksuz olduğu ifade edildi.
Türk Medeni Kanunu’na göre nafaka türleri ve uygulama esasları şu şartlara göre belirleniyor: Boşanma nedeniyle yoksulluğa, yoksulluk yaşayacak olan ve kusuru diğer eşten daha ağır olan taraf yoksulluk nafakası isteyebilse de ödeme yapacak kişinin ekonomik gücü nafaka ödenmesi noktasında belirleyici etken oluyor.
Çocukların bakımı ve eğitimi için ise iştirak nafakası ödenirken, eşlerin kusur durumuna bakılmadan velayeti almayan tarafın, taraf çocuğun giderlerine ekonomik gücü kadar katılmak zorunda kalıyor.

NAFAKA YÜKÜMLÜLÜĞÜ NE ZAMAN SONA ERİYOR?
Ayrıca boşanma davasında da davası boyunca da geçici olarak hükmedilen nafaka türü olarak tedbir nafakası bulunuyor.
Mevzuata göre nafaka tutarı, tarafların sosyal ve mali durumlarının yanı sıra, sağlık şartları da göz önünde bulundurularak belirleniyor.
Ayrıca nafaka yükümlülüğü ise, nafaka alan tarafın yeniden dünya evine girmesi, taraflardan birinin hayatını kaybetmesi, nafaka alan kişinin evlenmeden fiilen evli gibi yaşaması ve yoksulluk durumunun sona ermesi gibi hallerde sona eriyor.






